Selamlar,
Sn. Deniz Cem Şahin'in kaleminden çıkan ve
@Tetra.n.Roastery sayesinde bizlere ulaşan
"Evden Uzakta Ev: Sosyolojide 'Üçüncü Mekan' Olarak Kahve Dükkanları" başlıklı değerli çalışmayı ilgiyle okuyup üzerine biraz düşündüm ve araştırdım. Metnin ortaya attığı fikirlerin yalnızca kahve dükkanlarının 3. yer değerlendirmesini anlamak açısından değil, aynı zamanda üçüncü dalga kahve kültürünün ve bu kafelerin sosyolojik ve kültürel analizini yapmak açısından da önemli bir tartışma başlattığını düşünüyorum.
Uzun bir metni buraya taşımak forum akışını dağıtacağından, kafamdaki soruların kısa bir özetini paylaşmayı tercih ettim. Metnin tamamına yanıtımı e-posta üzerinden ileteceğim; daha detaylı hâlini merak eden olursa özelden memnuniyetle paylaşabilirim.
Küçük bir çeviri önerisiyle başlamak isterim:
third place kavramını “üçüncü mekân” yerine “üçüncü
yer” olarak düşünmek bana daha isabetli geliyor. Hem literatürdeki
space/mekân tartışmalarıyla karışma riskini azaltıyor, hem de Oldenburg’un tarif ettiği üçüncü yerin boş bir uzamdan ziyade, daha baştan tasarlanmış ve anlamlandırılmış bir yapı olduğunu görünür kılıyor.
Bu noktada Oldenburg’un üçüncü yeri çoğu zaman nötr ve kendiliğinden oluşan bir mekan gibi ele aldığını söylemek mümkün. Oysa bu tür yerler, müdavimlik başlamadan önce bile tasarım, işletme mantığı ve kullanım beklentileriyle zaten kurulmuş oluyor. Bu da üçüncü yerin pratikte herkes için aynı biçimde deneyimlenip deneyimlenmediği sorusunu açık bırakıyor.
Öte yandan üçüncü dalga kahve pratiklerinin kendisi de ister istemez belli bir tat eğitimi, deneyim ve teknik bilgi birikimi gerektiriyor; bu da zaman ve emekle oluşan bir süreç. Forumda paylaşılan kavurma, demleme ve ekipman tartışmalarının yoğunluğu da aslında bu birikimin ne kadar merkezi olduğunu gösteriyor. Bu yönüyle söz konusu yerler, kendiliğinden oluşan buluşma noktalarından ziyade, belirli bir ilgi ve yatırımı varsayan yerler olarak da düşünülebilir.
Tüm bunları birlikte düşündüğümüzde, üçüncü dalga kahve yerleri gerçekten herkes için aynı şekilde bir “üçüncü yer”e dönüşebiliyor mu, yoksa bu deneyim kişinin oraya nasıl ve hangi imkânlarla eriştiğine göre değişiyor mu?
Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?