• Haziran Ayı Kahve Kulübü Toplu Alım Organizasyonu
    Sevgili Ziyaretçi Haziran ayı Kahve Kulübü ortak alım firması sizlerin oyları ile Niji Coffee seçildi. Bu konudan Mayıs ayı toplu alımı ile ilgili gelişmeleri öğrenebilirsin. Kahve Kulübü toplu alımı ve kulüp ile ilgili gelişmelerden, özel indirimlerden, yayınlardan hızlı bir şekilde haberdar olmak için buradan Whatsapp Kanalına katılmayı, Instagram ve Twitter adreslerinden bizi takip etmeyi unutmayın.
  • Telefon numaranızı paylaşmadan Kahve Kulübü duyurularından, güncel indirim ve kampanyalardan haberdar olmak istiyorsanız Bu Linke tıklayarak Kahve Kulübü Whatsapp Kanalını takip edebilirsiniz.

Hayallerdeki İşi Kurmak - Kahve Dükkanı Açmak - Bölüm 1

orkunustel

Barista
Konum
İstanbul
İsim
Orkun Üstel
Dönem dönem forumlara kahve dükkanı açmak için üyelere sorular sorulması üzerine hesaplar açıldığını görüyorum.

Özellikle bir dönemin beyaz yakalı hayali olarak damga vurmuş işletme modeli ve "kafe açmak" başlığı üzerine mesleki taraftan gördüğüm eksikleri, artıları, yanlışları ve çözümleri konuşuyorum. Bu yoldan çözüm arayanlara bir bakış açısı sunar umarım.

Saat 16:30'da yayında.

Gelecek bölümlerde de günümüzün modası haline gelen kavurmahane açmayı ve yeşil çekirdek ithalat/tedarikçi markası açmayı konuşacağım.
Serinin ikinci yarısında da sektörden bu dallardaki başarılı insanlarla görüşüp, bu konulara dair ortak görüşleri konuşuyor olacağız.

 
Güzel bir paylaşım olacağına eminim diğer videolarınız gibi YouTube severerk takip ediyoruz ilk beğeniyi yapıyorum
 
Çok ilgilendiğim ve anlamak istediğim bir konu. Teşekkür ederim.

İlk başta sevinçle karşıladığım bir şeydi, ama zamanla gıcık olduğum bir şeye dönüştü.

Ankara'da, benim oturduğum mahallede sokak başında 5 tane kahve dükkanı var. Her ay yeni bir tane açılıyor. Ve yarısı aynı zamanda "roastery". (sayıları abartıyorum tabii)

Doğal olarak büyüdüğüm şehirle (Brüksel) karşılaştırma yapıyorum. 20 senedir koca şehirde sadece 4-5 kavurma yeri var. Asıl kahve dükkanı ise şehir merkezinde 5-6 tane vardır, yeni açılan da pek yok.

10 sene önce Ankara'da espresso bulmak bile imkansız bir şey gibiydi. Aramayı bile bırakmıştım ki 1 senedir sadece espresso içmeye tekrar başladım. Kahve cenneti gibi gelmişti, her yer kahveci. Bir tane denedim, beğenmedim, 2 denedim, beğenmedim, vs. Zincir kahvecilerden bahsetmiyorum. Bir sıkıntı olduğunu anladım. Şimdi anlamaya çalışıyorum... Özellikle kahve kavurma işi (o konuda gelecek videolarınızı merakla bekliyorum).

Öyle bir düşüncem var. Başka ülkede, zaten alkol satan yerlerde hep kahve vardı. Bir masada bira içen olur, yan masada kahve içen (ben öyle gözlemledim). Kahve bütün dünyada moda olunca (2. dalga, 3. dalga vs.), aslında yeni mekan açmaya da gerek yoktu oralarda. Daha çok bizim gibi evlerinde uğraşan çoğaldı. Kahve hep vardı çünkü. Burada yeni mekan gerekti. Ama durum kontrolden çıktı.

Kavurma işi konusunda açık açık sorayım: çeşitli kahve içeceği satan bir mekan için kendi kahvesini kavurmak çok mu daha ucuza geliyor. Asıl motivasyonları bu mu sizlerce?

Videonuzda mekan açma olayı güzel açıkladınız.

Kendi kahvesi kavurmak başka. Önemli çünkü güvenmek istiyoruz, kendi kahvesi kavuran bir yer varken, harika bir şey, bir paket alıyoruz, demlemeler kötü, acaba biz mi beceremiyoruz, kendimizi sorgulamaya başlıyoruz. Forumda o sebeplerden demleme konusunda zorluk yaşayan arkadaş okuyoruz mesela.
 
Çok ilgilendiğim ve anlamak istediğim bir konu. Teşekkür ederim.

İlk başta sevinçle karşıladığım bir şeydi, ama zamanla gıcık olduğum bir şeye dönüştü.

Ankara'da, benim oturduğum mahallede sokak başında 5 tane kahve dükkanı var. Her ay yeni bir tane açılıyor. Ve yarısı aynı zamanda "roastery". (sayıları abartıyorum tabii)

Doğal olarak büyüdüğüm şehirle (Brüksel) karşılaştırma yapıyorum. 20 senedir koca şehirde sadece 4-5 kavurma yeri var. Asıl kahve dükkanı ise şehir merkezinde 5-6 tane vardır, yeni açılan da pek yok.

10 sene önce Ankara'da espresso bulmak bile imkansız bir şey gibiydi. Aramayı bile bırakmıştım ki 1 senedir sadece espresso içmeye tekrar başladım. Kahve cenneti gibi gelmişti, her yer kahveci. Bir tane denedim, beğenmedim, 2 denedim, beğenmedim, vs. Zincir kahvecilerden bahsetmiyorum. Bir sıkıntı olduğunu anladım. Şimdi anlamaya çalışıyorum... Özellikle kahve kavurma işi (o konuda gelecek videolarınızı merakla bekliyorum).

Öyle bir düşüncem var. Başka ülkede, zaten alkol satan yerlerde hep kahve vardı. Bir masada bira içen olur, yan masada kahve içen (ben öyle gözlemledim). Kahve bütün dünyada moda olunca (2. dalga, 3. dalga vs.), aslında yeni mekan açmaya da gerek yoktu oralarda. Daha çok bizim gibi evlerinde uğraşan çoğaldı. Kahve hep vardı çünkü. Burada yeni mekan gerekti. Ama durum kontrolden çıktı.

Kavurma işi konusunda açık açık sorayım: çeşitli kahve içeceği satan bir mekan için kendi kahvesini kavurmak çok mu daha ucuza geliyor. Asıl motivasyonları bu mu sizlerce?

Videonuzda mekan açma olayı güzel açıkladınız.

Kendi kahvesi kavurmak başka. Önemli çünkü güvenmek istiyoruz, kendi kahvesi kavuran bir yer varken, harika bir şey, bir paket alıyoruz, demlemeler kötü, acaba biz mi beceremiyoruz, kendimizi sorgulamaya başlıyoruz. Forumda o sebeplerden demleme konusunda zorluk yaşayan arkadaş okuyoruz mesela.
Kavurmahane açmak ile olacak ikinci bölüm orada detaylı bahsedeceğim tüm gördüğüm, yaşadığım, yaşanılanları zaten.

Ama elden geldiğince kısa kısa burada açtığınız konu fikir ve deneyimlere katkı sağlamaya çalışayım.

Kafe açmada olduğu gibi bu kadar çok kavurmahane açılmasındaki birinci sebep işin, zanaatin, ticaretin küçümsenmesi. Beyaz yakalı hayali olarak damga vurdu demiştim ya kafe açma konusu için, o zamanların klişe muhabbetiydi oo bu kahvenin maliyeti 1lira, siz 6 liraya satıyosunuz, arada 5 lira kâr var. Kârı yüksek iş tabi, ben de gireyim kafeciliğe. Bu muhabbeti yapanların üçte ikisi battı, geriye kalan da 5 lira marj olmadığını acı yollarla öğrendi. Kavurmacılıkta da maliyet düşüyor gibi gözüküyor kâr çokmuş gibi cazip görünüyor ama kavurmahanenin üretim hacmi azsa, maliyetleri o kadar çok oluyor. Maliyetler arttıkça, marj korunabilmesi için kalite düşürülüyor, kalite kontrole maliyet harcanmıyor, ham madde kalitesi, üretim kalitesi peşi sıra düşmeye başlıyor. Çünkü aslında zaman dahi üretimde maliyettir. Asıl motivasyonu sormuşsunyz yıllardır gördüğüm herşeyin kolay gözükmesi, o yapıyorsa ben de yaparımcılık. Aynı olayı lokmacılık furyasında da gördük, midyecilik furyasında da gördük. Gerçekten bu işi meslek olarak yapıp markalaşanların motivasyonunu soruyorsanız eğer motivasyonun cevabı o işin meslek olarak icra edilmesidir zaten.
Kendi kahvesi kavurmak başka. Önemli çünkü güvenmek istiyoruz, kendi kahvesi kavuran bir yer varken, harika bir şey, bir paket alıyoruz, demlemeler kötü, acaba biz mi beceremiyoruz, kendimizi sorgulamaya başlıyoruz. Forumda o sebeplerden demleme konusunda zorluk yaşayan arkadaş okuyoruz mesela.
Kafein Kültür nezdinde konuşacak olursam, her bir paket kahve başına benim üzerine çalışıp düşünüp ürettiğim reçete videolarıyla, kalite kontrol videolarıyla, bilgileriyle ve ek bilgi videoları ve içerikleriyle artı iletişimle beraber geliyor. Bunların hepsi de bir maliyet aslında ve bunların alt yapısı olan mesleki deneyim de maddi ve zaman maliyeti içeriyor. Günün sonunda 2,5 senelik marka ömrümüzde aldığımız şahsi zevklere bağlı olmayan şikayet sayısı 5'i geçmedi. Bir başka muhabbette Kahveler forumunda arkadaşıma yazdığım bir durumdu. Demiştim ki ülkemizdeki ekonomi yüzünden fiyat/performans kavramı bile anlamını değiştirdi. Eskiden fiyat/performans kavramı ödenilen birim fiyata elde edilen toplam deneyimin yüksekliği iken, şimdilerde kullanılan fiyat/performans kavramı ödenilen birim fiyata alınan en yüksek hacimli ürün. Ama güncelde kullanılan anlamında da bahsettiğiniz sorunlar meydana gelmekte.

Not: Nordic Approach sitesine girip kaç tonajlı hacimde iskonto uygulandığını inceleyebilirsiniz. Tahmini bir yeşil çekirdek ticaretindeki hacim oranlarını görmek için.
 
Çok güzel bir konuya değinmişsiniz emeğinize sağlık.
Kafe açma füryasının en önemli faktörlerinden birisi sosyoekonomik sebepler maalesef. Beyaz yakalı olarak adlandırılan kesimin başta geldiği orta sınıf ve biraz daha sermayesi olan orta üst sınıfın sık sık sosyalleşmek için kullandığı kafelere bakış açısı bu meseleyi tetikleyen en önemli unsur.
İnsanlar maalesef ki okulunu okuduğu, eğitimini gördüğü mesleklerden maddi olarak karşılığını alamadığını düşününce alternatif para kazanma arayışlarına girdiler. Her gün gidip para harcadıkları sosyalleşme mekanları olan kafelerdeki kar marjı da bu arayış içerisinde dikkat çekti elbette.
Bir diğer önemli faktör ise yeni kuşağın kolay para kazanma kısa yoldan köşeyi dönme mantelitesi sebebiyle mantar gibi türeyen kafelere sebep oldu. Ailesinin biraz maddi durumu da iyi ise üniversite okumanın ve kurumsal hayatın müreffeh bir hayat sunmadığını gözlemleyen genç nesil az çalışma ile çok kazanç elde edebileceğini düşündüğü kafe işletmeciliğine merak saldı.
Dışarıdan 1e mal ettiğini 3e 5e sattığın bir sektör gibi düşünülen kafe işletmeciliğinin çok fazla parametresinin olduğunu ise işe girince anlayan bir çok kişi ise maalesef ki işletmesini batırdı veyahutta zarar etti.
Açıkçası bu durumdan en karlı çıkan benim gibi nitelikli kahve peşinde koşan müşteriler oldu zira rekabet kaliteyi kısmen de olsa beraberinde getirdi. Nitelikli kahve için şehirlerarası yolculuk yaparken bir zamanlar şu an aynı yaşadığım şehirde onlarca nitelikli kahveci açıldı. Ben bir tüketici olarak bu durumdan memnunum :)
 
Çok güzel bir konuya değinmişsiniz emeğinize sağlık.
Kafe açma füryasının en önemli faktörlerinden birisi sosyoekonomik sebepler maalesef. Beyaz yakalı olarak adlandırılan kesimin başta geldiği orta sınıf ve biraz daha sermayesi olan orta üst sınıfın sık sık sosyalleşmek için kullandığı kafelere bakış açısı bu meseleyi tetikleyen en önemli unsur.
İnsanlar maalesef ki okulunu okuduğu, eğitimini gördüğü mesleklerden maddi olarak karşılığını alamadığını düşününce alternatif para kazanma arayışlarına girdiler. Her gün gidip para harcadıkları sosyalleşme mekanları olan kafelerdeki kar marjı da bu arayış içerisinde dikkat çekti elbette.
Bir diğer önemli faktör ise yeni kuşağın kolay para kazanma kısa yoldan köşeyi dönme mantelitesi sebebiyle mantar gibi türeyen kafelere sebep oldu. Ailesinin biraz maddi durumu da iyi ise üniversite okumanın ve kurumsal hayatın müreffeh bir hayat sunmadığını gözlemleyen genç nesil az çalışma ile çok kazanç elde edebileceğini düşündüğü kafe işletmeciliğine merak saldı.
Dışarıdan 1e mal ettiğini 3e 5e sattığın bir sektör gibi düşünülen kafe işletmeciliğinin çok fazla parametresinin olduğunu ise işe girince anlayan bir çok kişi ise maalesef ki işletmesini batırdı veyahutta zarar etti.
Açıkçası bu durumdan en karlı çıkan benim gibi nitelikli kahve peşinde koşan müşteriler oldu zira rekabet kaliteyi kısmen de olsa beraberinde getirdi. Nitelikli kahve için şehirlerarası yolculuk yaparken bir zamanlar şu an aynı yaşadığım şehirde onlarca nitelikli kahveci açıldı. Ben bir tüketici olarak bu durumdan memnunum :)
Gün geliyor nitelik niceliğe dönem dönem üstün geliyor elbette. 😊
 
Kavurmahane açmak ile olacak ikinci bölüm orada detaylı bahsedeceğim tüm gördüğüm, yaşadığım, yaşanılanları zaten.

Ama elden geldiğince kısa kısa burada açtığınız konu fikir ve deneyimlere katkı sağlamaya çalışayım.

Kafe açmada olduğu gibi bu kadar çok kavurmahane açılmasındaki birinci sebep işin, zanaatin, ticaretin küçümsenmesi. Beyaz yakalı hayali olarak damga vurdu demiştim ya kafe açma konusu için, o zamanların klişe muhabbetiydi oo bu kahvenin maliyeti 1lira, siz 6 liraya satıyosunuz, arada 5 lira kâr var. Kârı yüksek iş tabi, ben de gireyim kafeciliğe. Bu muhabbeti yapanların üçte ikisi battı, geriye kalan da 5 lira marj olmadığını acı yollarla öğrendi. Kavurmacılıkta da maliyet düşüyor gibi gözüküyor kâr çokmuş gibi cazip görünüyor ama kavurmahanenin üretim hacmi azsa, maliyetleri o kadar çok oluyor. Maliyetler arttıkça, marj korunabilmesi için kalite düşürülüyor, kalite kontrole maliyet harcanmıyor, ham madde kalitesi, üretim kalitesi peşi sıra düşmeye başlıyor. Çünkü aslında zaman dahi üretimde maliyettir. Asıl motivasyonu sormuşsunyz yıllardır gördüğüm herşeyin kolay gözükmesi, o yapıyorsa ben de yaparımcılık. Aynı olayı lokmacılık furyasında da gördük, midyecilik furyasında da gördük. Gerçekten bu işi meslek olarak yapıp markalaşanların motivasyonunu soruyorsanız eğer motivasyonun cevabı o işin meslek olarak icra edilmesidir zaten.

Kafein Kültür nezdinde konuşacak olursam, her bir paket kahve başına benim üzerine çalışıp düşünüp ürettiğim reçete videolarıyla, kalite kontrol videolarıyla, bilgileriyle ve ek bilgi videoları ve içerikleriyle artı iletişimle beraber geliyor. Bunların hepsi de bir maliyet aslında ve bunların alt yapısı olan mesleki deneyim de maddi ve zaman maliyeti içeriyor. Günün sonunda 2,5 senelik marka ömrümüzde aldığımız şahsi zevklere bağlı olmayan şikayet sayısı 5'i geçmedi. Bir başka muhabbette Kahveler forumunda arkadaşıma yazdığım bir durumdu. Demiştim ki ülkemizdeki ekonomi yüzünden fiyat/performans kavramı bile anlamını değiştirdi. Eskiden fiyat/performans kavramı ödenilen birim fiyata elde edilen toplam deneyimin yüksekliği iken, şimdilerde kullanılan fiyat/performans kavramı ödenilen birim fiyata alınan en yüksek hacimli ürün. Ama güncelde kullanılan anlamında da bahsettiğiniz sorunlar meydana gelmekte.

Not: Nordic Approach sitesine girip kaç tonajlı hacimde iskonto uygulandığını inceleyebilirsiniz. Tahmini bir yeşil çekirdek ticaretindeki hacim oranlarını görmek için.
Videoyu ilk fırsatta seyredeceğim fakat bu konulara vakit ayırıp tespitlerde bulunman çok değerli Orkun, kutlarım 👏
 
Geri
Üst